Kış gündönümü denince akla Noel ve yılbaşı kutlamaları gelse de, Türk kültüründe bu döneme ait kadim bir bayram olduğuna dair anlatılar son yıllarda dikkat çekiyor. Işığın karanlığı yendiği gün olarak tasvir edilen 21 Aralık’ta kutlandığı iddia edilen Nardugan Bayramı, hem tarihsel kökeni hem de modern yansımalarıyla merak konusu. Peki Nardugan’ın ilk ortaya çıkışı, eski Türk mitolojisindeki yeri, günümüzde nasıl yaşatıldığı ve Noel gibi geleneklerle benzerlik veya farkları neler? Uzman görüşleri ve kaynaklar ışığında bu kadim bayrama yakından bakalım.
Nardugan Bayramı’nın Tarihsel Kökenleri
Nardugan Bayramı’nın ismi, Nar (Güneş) ve Tugan (Doğan) sözcüklerinden geliyor; anlamı “Doğan Güneş” veya “Güneşin doğuşu”dur. Bu ad, özellikle Doğu Avrupa ve İdil-Ural bölgesindeki Türk topluluklarında kullanılmıştır. Nitekim Başkurt, Kazan Tatarı ve Çuvaşlar geleneksel bahar bayramı Nevruz’a kendi dillerinde “Nardugan” demiş ve 21 Mart’ta kutlamışlardır. Öte yandan Hristiyan inancını benimsemiş Kreşin Tatarları ise Nardugan adını kışın Noel dönemi için kullanmış; 25 Aralık’tan Ocak başına dek 12 gün süren şenliklerine “Nardugan Yortusu” demişlerdir. Bu dönemde Kreşin gençleri bir araya gelerek suya atılan yüzüklerle fal bakar, değişik kıyafet ve maskelerle ev ev dolaşıp oyunlar oynarlardı ki bu gelenekler Rus köylüklerinde görülen Noel oyunlarına benzer özellikler taşır.

Antropolojik anlatılara göre, Nardugan Bayramı’nın kökeni eski Türklerin doğa temelli inançlarına ve mitolojisine dayanır. Özellikle 21 Aralık kış gündönümünde, yılın en uzun gecesinin bitimiyle güneşin geri döndüğüne inanılırdı. Efsaneye göre o gece Gece ile Gündüz bir savaş verir, sonunda Gündüz galip gelir – yani güneş karanlığı yenerek yeniden doğar. Bu kozmik olayı kutlamak için atalarımızın büyük şenlikler düzenlediği anlatılır. Kutlamaların merkezinde yer alan sembol ise “Akçam Ağacı”, yani Hayat Ağacı motifidir. Eski inanışa göre dünyanın merkezinde yükselen bu kutsal ağaç, kökleriyle yeraltına, dallarıyla göğe – Tanrı Ülgen’in katına – uzanırdı. Gündönümü şenliklerinde insanlar bu ağacın etrafında toplanır, dallarına renkli bezler bağlayıp dilekler diler, ağacın altına Tanrı’ya sunulmak üzere küçük armağanlar ve adaklar bırakırlardı. Güneşi geri verdiği için Gök Tanrı Ülgen’e dualar edilir, yeni yılın bereketli geçmesi niyaz edilirdi. Bazı anlatılarda kadın karakterli bereket tanrıçası Umay Ana’ya da bu gece yakarıldığı, ondan bolluk ve koruma istendiği belirtilir. Ayrıca ateş yakmak da önemli bir ritüeldi: Şenlik gecesinde yakılan ateşin etrafında dönerek kötü ruhlardan arınıldığına, alevlerin karanlığı ve kötülüğü uzaklaştırdığına inanılırdı. Tüm bu ritüeller, güneşin zaferini ve ışığın karanlığa üstün gelişini kutlayan bir yılbaşı töreni niteliğindeydi.

Özetle sözlü kaynaklara dayanarak çizilen bu tarihsel tabloda, Nardugan Bayramı Türklerin “ışığın yeniden doğuşu”nu simgeleyen en eski bayramlarından biri olarak anılır. Hatta modern yılbaşı kutlamalarındaki pek çok geleneğin (çam ağacı süsleme, ateş yakma, hediyeleşme vb.) kökeninin bu kadim şenliklere dayandığı öne sürülmektedir. Ancak bu iddialara temkinli yaklaşmak gerekiyor; zira Nardugan adı, bilinen tarihi kayıtlarda ilk olarak İdil-Ural yöresinde 19. yüzyılda Hristiyan Tatarlara dair etnografik çalışmalarda belirmektedir. Eski Türk yazıtlarında veya destanlarında 21 Aralık’a özgü bir bayramdan bahsedilmez. Dolayısıyla, Nardugan’ın gerçekten İslamiyet öncesi dönemden beri kutlanıp kutlanmadığı akademik çevrelerde tartışmalı bir konudur (bu tartışmalara yazının ilerleyen bölümünde değineceğiz).
Günümüzde Nardugan Bayramı Nasıl Kutlanıyor?
Bodrum’un Gündoğan sahilinde 21 Aralık gecesi düzenlenen Nardugan şenliklerinde yakılan “Nar Tugan” ateşi etrafında toplanan vatandaşlar (2017). Günümüzde Türkiye’de geleneksel Nardugan kutlamalarını yaşatan en bilinen adres, Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Gündoğan Mahallesi. İsmi tam da “Güneşin doğuşu” anlamına gelen Gündoğan’da, yerel halk ve sivil toplum inisiyatifleri 2010 yılından bu yana 21 Aralık tarihini bir şenlik havasında kutluyor. Her yıl gündönümünde düzenlenen Nar Tugan Kültür ve Sanat Şenliği, bölge halkının yoğun katılımıyla coşkulu görüntülere sahne oluyor. Gece, sahilde büyük bir şenlik ateşinin yakılmasıyla başlıyor; ateş etrafında Ege yöresine özgü zeybek oyunları oynanıyor, halaylar çekiliyor. Yöresel sanatçılar türküler söylerken, etkinliğe katılanlar ateşin etrafında dans edip yeni yılı karşılamanın sevincini paylaşıyor.

Bu modern Nardugan şenliğinde, kadim ritüeller sembolik olarak canlandırılıyor. Sahile getirilen temsili bir çam (akçam) ağacı, dilek ağacı olarak süsleniyor; katılımcılar önceden hazırladıkları renkli kurdeleleri ağacın dallarına bağlayarak dilek tutuyor. Ateşin ışığında toplanan kalabalık, bolluk ve esenlik getirmesi temennisiyle nar meyveleri patlatarak etrafa saçıyor (Nar, Türkçe’de hem bereket sembolü meyve, hem de “ateş, güneş” anlam katmanlarıyla Nardugan’ın dilsel parçası). Yörede faaliyet gösteren Peynirçiçeği Gönüllüleri Derneği’nin öncülük ettiği bu etkinliklerde konuklara Bodrum mandalinası, lokma tatlısı gibi yerel yiyecekler ikram edilmesi de bir gelenek halini almış durumda. Gündoğan’daki Nar Tugan şenliği, beş gün süren bir kültür festivali şeklinde organize ediliyor; gündönümü gecesinin ardından konferanslar, müzik dinletileri, halk dansları gösterileriyle kutlamalar devam ediyor. Düzenleyiciler, binlerce yıl öncesine ait bu geleneği canlandırarak bölgede yeni nesillere tanıtmayı amaçladıklarını belirtiyor. Nitekim Şenlik Komitesi, “Altaylar’da yaşayan Türklerin unutulmaya yüz tutmuş inançlarından biri olan Nar Dugan’ı yeniden canlandırıyoruz” diyerek, etkinliğe gösterilen ilginin her yıl arttığını vurguluyor.
Türkiye dışında da Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde Nardugan geleneğinin izlerine rastlamak mümkün. Yukarıda bahsettiğimiz Kreşin Tatarları, günümüzde de her yıl Aralık sonunda kendi “Nardugan Yortularını” kutlamaya devam ediyorlar. Başkurdistan, Tataristan gibi bölgelerde yaşayan bu Hristiyan Tatar toplulukları Noel dönemini kapsayan 12 günlük süreyi Nardugan adıyla anarak eski adetlerini sürdürüyorlar. Köylerde genç kızların toplanıp suyla yüzük falı baktığı, erkeklerin ayı veya keçi kılığına girip kapı kapı dolaştığı eğlenceler düzenlemek gibi özgün motifler hala yaşamaya devam ediyor. Hatta Tatar folklorunda Nardugan’a özel maniler, şarkılar kuşaktan kuşağa aktarılmış durumda. Örneğin bir Tatar Nardugan manisinde “Narduganım narına, bakma elin yârine…” diye başlayan dizelerle bu bayramın coşkusu dile getiriliyor.
Öte yandan, Müslüman Türk halklarının çoğunda “Nardugan” sözcüğü günümüzde yaygın bir kavram değildir. Onlar kadim yılbaşı geleneği olarak Nevruz (Yeni Gün) bayramını bahar ekinoksunda kutlamaya devam etmişlerdir. Yukarıda değindiğimiz gibi, Başkurtlar ve bazı Tatar lehçelerinde Nevruz’a Nardugan denmesi bu yüzdendir. Dolayısıyla tarihsel olarak baktığımızda, Nardugan geleneği günümüze ya bahar bayramı formunda (21 Mart’ta) ya da Noel dönemi eğlencesi formunda (25 Aralık civarı) farklı coğrafyalarda uyarlanarak ulaşmıştır. Türkiye’de ise uzun süre unutulan bu ad, son yıllarda Bodrum’daki festivaller ve medya sayesinde yeniden gündeme gelmiştir. Bazı kültürel dernekler ve üniversite kulüpleri de Aralık ayında küçük çaplı Nardugan etkinlikleri düzenleyerek bu mirası sahiplenmeye başlamıştır. İnternet ve sosyal medyada genç kuşaklar arasında “Nardugan kutlu olsun” mesajları yaygınlaşmakta; böylece unutulmuş bir geleneğin modern yorumlarla yaşatılması yönünde adımlar atılmaktadır.

Türk Kültüründeki Yeri ve Noel/Yılbaşı Gelenekleriyle İlişkisi
Nardugan Bayramı, Türk kültür tarihine ait özgün bir değer midir, yoksa başka kültürlerin etkisiyle ortaya çıkan senkretik bir gelenek midir? Bu soru etrafında son yıllarda hararetli tartışmalar yaşanıyor. Özellikle yılın son günlerinde, Noel ve yılbaşı kutlamaları gündeme geldiğinde Nardugan ismi de sık sık anılıyor. Kimilerine göre Noel’de ağaç süsleme ve hediyeler dağıtma gibi adetlerin kökeni Orta Asya Türklerinin Nardugan (ya da “Çam Bayramı”) geleneğine dayanıyor. Hatta Noel Baba figürünün bile Türk mitolojisindeki Ayaz Ata karakterinden esinlenilmiş olabileceği öne sürülüyor. Bu görüşün savunucuları, kış gündönümünün sadece Avrupa’da değil Orta Asya’da da binlerce yıldır bir “yeniden doğuş” festivali olarak kutlandığını ve Türklerin bu geleneği zamanla diğer kültürlere aktardığını iddia ediyorlar. Söz gelimi ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, “Türkler İslam öncesinde Nardugan’ı kutluyordu; çam ağacı süsleme geleneği Türklerden Hristiyanlığa geçti” diyerek Noel ritüellerinin aslında Türklerden intikal ettiğini dile getiriyor. Çığ’ın bu iddialarını destekleyenler, antik pagan kültürler arasındaki benzerliklere dikkat çekerek Nardugan’ı Antik Roma’daki Satürnalya veya İskandinavların Yule (Jul) bayramı gibi evrensel bir gündönümü şöleninin Türkçe adı olarak görüyorlar.
Ancak pek çok tarihçi ve folklor uzmanı, bu anlatıya mesafeli yaklaşıyor. Eleştirel görüş bildiren uzmanlar, Türklerde Nardugan adlı bir bayramın tarihî kaynaklarda izine rastlanmadığını vurguluyor. Örneğin Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Orta Asya Türk tarihi üzerine yıllarca yaptığı araştırmalarda hiçbir metinde “Nardugan” veya “Nardoğan” kelimesine denk gelmediğini belirtiyor. Taşağıl, kadim Türk inançlarında kayın ağacının kutsal sayıldığını ancak çam ağacı süsleme geleneğine dair bir kayıt olmadığını, aksine ağaç süslemenin Eski Avrupa geleneği olduğunu ifade ediyor. Ona göre Türk bozkırlarında yaşayan göçebe topluluklar, -30 dereceye varan zorlu kış şartlarında “en uzun gece, en kısa gün” hesabı yapıp özel tören düzenleyecek durumda değillerdi; dolayısıyla 21 Aralık’a atfedilen bayram fikri tarihî gerçeklerden ziyade modern bir kurgudur. Benzer şekilde halkbilimci Doç. Dr. Mustafa Aksoy da “Konar-göçer Türklerde ‘Nardugan’ diye bir kutlama hiçbir zaman olmadı. Bu tamamen uydurma” diyerek, eski Türklerin yıl içinde sadece bahar (Mayıs başı) ve güz (Ekim sonu) şenlikleri yaptığını, kış ortasında özel bir yeni yıl bayramları bulunmadığını söylüyor. Aksoy’a göre bugün Tataristan ve Çuvaşistan gibi bölgelerde Aralık sonunda kutlanan Nardugan geleneği, Fars kültürünün kış gündönümü (Yelda gecesi) inanışının Hristiyanlaşmış Türklere uyarlanmasından ibaret.

Tartışmalar yalnız akademik çevreyle sınırlı değil; kamuoyunda da Nardugan konusunda zaman zaman yanlış bilgiler dolaşıma girebiliyor. Örneğin internette sıkça paylaşılan bir iddiada, “Türkler 21 Aralık’ta akçam ağacı süsleyip Tanrı Ülgen’e hediyeler sunardı” deniliyor. Bu iddia üzerine yapılan araştırmalar, “akçam” adlı bir çam türünün Orta Asya’da yetişmediğini, Abies alba (Ak Göknar) gibi ağaçların coğrafi olarak Türklerin anayurduna özgü olmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca Türk halı ve kilimlerinde görülen bazı üçgen motiflerin “çam ağacı süsü” sanılması da bir diğer yanılgı olarak belirtiliyor; uzmanlar bu motiflerin aslında dağ veya koç boynuzu sembolü olduğunu, dolayısıyla Türk sanatında Noel tarzı bir yılbaşı ağacı izine rastlanmadığını ifade ediyor. Yine Noel Baba ile özdeşleştirilen Ayaz Ata figürünün, gerçekte 20. yüzyılda Sovyet kültürüyle Orta Asya’ya yayılmış Rus Ded Moroz’unun yerel bir uyarlaması olduğu belirtiliyor. Nitekim tarihçi Prof. Dr. Abdulhaluk Çay, Türk tarihinde “Ayaz Ata” diye bir karakter bulunmadığını vurgulayarak, 19. yüzyılın sonunda bazı İngiliz yazarların Türkleri Hristiyan kültürüne yakınlaştırmak amacıyla “Türklerin de yılbaşı geleneği vardı” temasını gündeme getirdiğini, ancak bunun afakî (dayanaksız) bir fikir olarak kaldığını dile getiriyor. Çay’a göre Gagavuz, Çuvaş gibi Hristiyan veya Sibirya kökenli bazı Türk topluluklarında görülen yılbaşı/Nardugan kutlamaları, bulundukları coğrafyaların kültürel etkisiyle ortaya çıkmış lokal geleneklerdir ve tüm Türk tarihine mal edilemez.
Tüm bu görüş ayrılıkları içinde kesin olan bir şey varsa, o da Nardugan Bayramı’nın Türk kültür mirası tartışmalarında önemli bir yer edindiğidir. Bir yanda Türklerin kadim doğa kültünü ve güneşin zaferini temsil eden zengin bir sembolik miras olarak sahiplenilen Nardugan; diğer yanda tarihi belgelerde karşılığı olmadığı için temkinle yaklaşılan, nispeten yeni bir “yeniden keşif” olarak görülen Nardugan… Her iki durumda da, bu bayram etrafındaki tartışmalar Türk kültürünün derinliklerine dair farkındalığı artırmış bulunuyor.

Noel ve Nardugan: Benzerlikler ve Farklar
Son olarak, Nardugan ile Batı’daki Noel/yılbaşı geleneklerinin benzerlik ve farklarına değinelim. Yüzeyde bakıldığında bazı çarpıcı paralellikler var: Karanlığın en uzun olduğu günde (solstice) ışığın doğuşunu kutlamak, bir ağaç etrafında toplanmak, ailece ziyafet vermek, ateşler yakmak, hediyeler sunmak vb. Nitekim hem Türklerin Nardugan’ı hem de Avrupa’nın Noel-Yılbaşı ritüelleri, özünde bir “yeni yılın başlangıcı” ve bereket dileği kutlamasıdır. Ancak kökenler incelendiğinde yollar ayrılıyor. Nardugan, Şamanizm ve Gök Tanrı inancı ekseninde şekillenmiş, doğa döngüsüne tapınmanın bir yansımasıdır; Noel ise Hristiyan geleneğinde İsa’nın doğuşunun kutlanması olarak ortaya çıkmış, kökeninde Roma’nın Satürnalya’sı ve İskandinav Yule’si gibi Avrupa pagan festivallerinin etkileri bulunsa da bambaşka bir dini içerik kazanmıştır. Örneğin Nardugan’da bahsedilen çam (hayat) ağacını süsleme adeti, Türk mitolojisinde göğe dilek iletme ve tanrıya sunu sunma amacı taşırdı; oysa Noel ağacı geleneği, Ortaçağ Almanya’sından başlayarak Hristiyanlık sembolleriyle (cennet ağacı, ışıklar vs.) bezenmiş ve zamanla seküler yılbaşı süsüne dönüşmüştür. Keza Ayaz Ata ile Noel Baba figürleri de benzer rolü üstlenen kış masalı karakterleri olsa da kökenleri farklıdır: Noel Baba’nın temeli Anadolu’da yaşamış Aziz Nikolas efsanesine ve Avrupa folkloruna dayanırken, Ayaz Ata’nınki Rusya’nın Dede Korkut misali folklorik “Dede Frost” (Ded Moroz) geleneğine ve Sovyet yeni yıl kutlamalarına uzanır.
Bir diğer deyişle, ortak motifler ayrı köklerden filizlenmiştir. Bu nedenle, Noel veya yılbaşının “aslında Türklerden gelme” olduğu şeklindeki iddialar bilim çevrelerince ihtiyatla karşılanmakta, farklı kültürlerin eşzamanlı olarak geliştirdiği benzer ritüeller şeklinde açıklanmaktadır. Sonuçta insanlık tarihinin pek çok toplumunda güneşin dönüşü, yılın yenilenmesi fikri kutlamaya değer bulunmuş, bunun ifadesi olarak da benzer semboller geliştirilmiştir. Türklerin Nardugan’ı da bu evrensel kültürel olgunun kendine özgü bir tezahürüdür. Günümüzde bu mirası bilimsel gerçeklerle harmanlayarak yaşatmak, kültür zenginliğimize sahip çıkmanın en doğru yolu olacaktır.
KAYNAKLAR: Nardugan’ın kökenine ve güncel kutlamalarına dair bilgiler, akademik araştırmalar, gazete arşivleri ve kültür-sanat yayınlarından derlenmiştir. Özellikle Milliyet (27.12.2019) haberindeki uzman görüşleri, Tarihten Yazılar platformundaki inceleme, malumatfurus.org’daki analizler ve Bodrum Gündoğan’daki etkinlikleri aktaran DHA/T24 haberleri makalenin ana kaynaklarını oluşturmuştur. Bu kaynaklarda belirtilen hususlar çerçevesinde, Nardugan Bayramı hakkında en doğru ve bütüncül bilgiler aktarılmaya çalışılmıştır.
| Kaynak No | Türü | Açıklama / İçerik | Yayın / Yazar |
|---|---|---|---|
| 1 | Gazete Haberi | Muazzez İlmiye Çığ’ın Nardugan açıklamaları, Noel ile ilişkilendirme | Milliyet, 27 Aralık 2019 |
| 3 | Akademik Makale | Kreşin Tatarlarının Nardugan Yortusu üzerine etnografik bilgiler | İdil-Ural bölgesi araştırmaları |
| 5 | Popüler Bilgi | Eski Türklerde Güneş, Ülgen, Umay Ana ve hayat ağacı inançları | Çeşitli kültür portalları |
| 7 | Eleştirel Makale | Nardugan’ın uydurma olduğu iddiaları, motif yorumlamaları | Malumatfurus.org |
| 8 | İnceleme Yazısı | Noel/Nardugan ritüelleri arasındaki benzerlikler ve ayrımlar | Tarihten Yazılar |
| 10 | Folklor Kaynağı | Tatar Nardugan manileri ve fal gelenekleri | Tatar halk edebiyatı kaynakları |
| 14 | Mitolojik Kaynak | Eski Türk mitlerinde Hayat Ağacı, 21 Aralık efsanesi | Şaman inançları derlemeleri |
| 15 | Akademik Görüş | Nardugan ve Nevruz kavramlarının karışıklığına dair folklor araştırmaları | Halk Bilimi Dergisi |
| 17 | Uzman Görüşü | Ahmet Taşağıl ve Mustafa Aksoy’un tarihsel gerçeklik vurgusu | TRT Arşiv, Milliyet, röportajlar |
| 23 | Yerel Haber | Bodrum Gündoğan’da düzenlenen Nar Tugan şenlikleri ve organizasyon süreci | DHA, T24, Yerel gazeteler |

