Gemlik’in en dikkat çeken simgelerinden biri olan, Şahintepe sırtlarında yer alan dev Atatürk imzası ile ilgili ortaya atılan iddialar ilçede büyük yankı uyandırdı. Yaklaşık 216 metre uzunluğa ve 70 metre genişliğe sahip olan dev imzanın tahrip edildiği yönündeki açıklamalar kamuoyunda tartışma başlattı.
Gemlik Kent Konseyi Başkanı Sedat Akkuş, imzanın kasıtlı şekilde zarar gördüğünü öne sürerek duruma sert tepki gösterdi. Akkuş, bölgede yapılan incelemelerde doğal bir yıpranmanın ötesinde, iş makineleriyle yapılmış olabileceği değerlendirilen ciddi bir tahribat tespit ettiklerini belirtti. Atatürk’e yönelik böyle bir saygısızlığın kabul edilemeyeceğini vurgulayan Akkuş, konunun takipçisi olacaklarını ifade etti.

Ancak olayla ilgili Gemlik Belediyesi’nden gelen açıklama ise iddiaların aksine bir tablo ortaya koydu. Belediye tarafından yapılan duyuruda, ortada herhangi bir saldırı ya da kasıtlı zarar verme durumunun bulunmadığı belirtilerek, imzada oluşan değişimin kış aylarının etkisiyle meydana gelen doğal deformasyondan kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca bölgede planlı bir bakım ve yenileme çalışmasının sürdüğü, imzanın daha estetik ve görünür hale getirileceği bilgisi paylaşıldı.
GEMLİK’TE HAYAT OLARAK SORUYORUZ: GERÇEK NE?
Ortada iki farklı açıklama, iki farklı gerçeklik var. Bir tarafta “kasıtlı tahribat” iddiası, diğer tarafta “doğal yıpranma ve bakım çalışması” açıklaması…
Eğer gerçekten bir saldırı söz konusuysa, bu Gemlik’in ortak değerine yapılmış açık bir saygısızlıktır ve en sert şekilde kınanmalıdır.
Ancak eğer bu bir bakım çalışmasıysa, kamuoyunun günlerdir farklı iddialarla karşı karşıya kalması, sürecin yeterince şeffaf yönetilmediğini göstermektedir.
Gemlik gibi duyarlılığı yüksek bir kentte, Atatürk’ün adını taşıyan böylesine önemli bir simge üzerinde yapılan çalışmaların önceden açık bir şekilde duyurulması gerekirdi.
Sonuç olarak; ister saldırı olsun ister bakım, bu süreçte ortaya çıkan iletişim eksikliği ve belirsizlik kabul edilebilir değildir.
Şimdi kamuoyu net bir cevap bekliyor:
Bu yaşananlar bir sabotaj mı, yoksa geç kalınmış bir bakım mı?











