Gemlik Körfezi, sanayi baskısı, evsel atık yükü ve küresel ısınmanın etkileri altında kırılganlaşan Marmara Denizi’nin en dikkat çeken odak noktalarından biri hâline geliyor. Ancak son saha gözlemleri, denizin henüz pes etmediğini gösteriyor. Pinna nobilis yani Pina, bu kırılganlığın içindeki güçlü bir direnişin simgesi olarak karşımıza çıkıyor.
KURŞUNLU’DAN NARLI’YA BİR EKOLOJİK MESAJ
2026 Ocak ayında yapılan saha araştırmalarına göre, Karacaali ve Narlı kıyılarında, gözle görülür biçimde Pina popülasyonunda artış yaşanıyor. Bu bölgelerde, özellikle 5 ila 10 metre arasında uzanan deniz çayırlarının da çoğaldığı gözlenmiş durumda. Bu gelişmeler, deniz ekosisteminin hâlâ kendini onarma potansiyeline sahip olduğuna işaret ediyor.

Sadece Karacaali ve Narlı değil; Kumsaz, Kurşunlu, Gemsaz, Kumla ve Uludağ Üniversitesi plajı civarı da benzer şekilde bu nadir türün varlık gösterdiği alanlar arasında. Bu sessiz canlılar, deniz suyunu filtreleyerek yalnızca temizlik sağlamıyor, aynı zamanda enerji ve besin akışını dengeleyerek ekosistem için bir “ritim düzenleyici” rol üstleniyor.
MARMARA’YA SON MESAJ: ZAMANLA YARIŞIYORUZ
Akdeniz’de 2016–2019 yılları arasında büyük bir çöküş yaşayan Pina türünün, Marmara’da – özellikle de Gemlik Körfezi gibi insan baskısının yoğun olduğu bir alanda – hâlâ varlığını sürdürmesi, sıradan bir çevre haberi değil; bir biyolojik eşik göstergesi.

Pina varsa, deniz hâlâ kendini düzenleyebiliyor demektir.
Ancak bu tabloyu romantize etmek tehlikeli. Sanayi atıkları, zayıf biyolojik arıtma sistemleri, bilinçsiz kıyı yapılaşması ve iklimsel etkiler, Marmara üzerindeki yükü her geçen gün artırıyor. Özellikle Kanal İstanbul gibi projeler, Karadeniz’in besin açısından zengin sularını Marmara’ya pompalayarak bu dengeyi tümüyle bozabilir.
OBUZ’DAN UYARI: “DENİZ BİZİ BEKLİYOR”
Gemlik’te Hayat İmtiyaz Sahibi Oğuzhan Obuz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:
“Pina bize şunu söylüyor: Marmara Denizi hâlâ teslim olmadı. Ancak bu bir umut değil, bir uyarıdır. Eğer bugünden tezi yok arıtma, avlanma ve yapılaşma politikalarımızı doğa lehine çeviremezsek, Pina da tıpkı müsilaj gibi yalnızca arşivlerde kalan bir hatıra olacak.”

