
Türkiye’de anıtsal heykel denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Prof. Dr. Tankut Öktem, hem yurt içinde hem de yurt dışında bıraktığı eserlerle Cumhuriyet tarihinin görsel hafızasına önemli katkılar yapmıştır. Taşı ve bronzu tarihe tanıklık eden anıtlara dönüştüren sanatçı, yaşamı boyunca sanatına duyduğu tutku ve vatan sevgisiyle ön plana çıkmış, özellikle çok figürlü Atatürk ve Kurtuluş Savaşı anıtlarıyla ün kazanmıştır. Bu araştırma haberi, Öktem’in hayatı ve sanatsal mirasını ele alırken, sanatçının Gemlik ilçesine bağlı Küçük Kumla Köyü ile olan özel bağına da ışık tutuyor.
Tankut Öktem’in Biyografisi
Tankut Öktem, 1940 yılında veteriner hekim olan anne ve babasının görevi nedeniyle Konya’da dünyaya geldi. Annesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın veterinerlerindendi ve babası da veteriner hekimdi; bu sayede Öktem, erken yaşlarda hayvanlar ve doğayla iç içe bir ortamda büyüdü. Çocukluk yılları ailenin tayinleri dolayısıyla Muş ve Edirne’de geçti; henüz 3 yaşındayken plastilinden yaptığı ilk heykel ailesinin dikkatini çekti ve sanata yatkınlığı ortaya çıktı. Nitekim 7 yaşında çizdiği resimler ve küçük heykel çalışmalarıyla akranlarından ayrışarak “Harika Çocuk” unvanıyla anıldı.
Eğitim hayatında sanat tutkusunu hep canlı tutan Öktem, ilköğrenimini ve ortaokulu Edirne’de tamamladıktan sonra liseyi İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde bitirdi. Babasının “sanatçı olursan aç kalırsın” telkinine rağmen hem akademik hem sanatsal eğitim almaktan vazgeçmedi; aynı anda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne ve İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’na devam ederek her iki kurumu da başarıyla bitirdi. Öğrencilik yıllarında katıldığı “Dünya Genç Heykeltıraşlar Yarışması”nda birincilik ödülü kazanması, onun heykel sanatına olan inancını pekiştirdi. 1962’de Almanya’da Schönwald Porselen Fabrikası’nda stajını tamamladıktan sonra 1965’te Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Seramik Bölümü’nden mezun oldu. Aynı kurumda 1966’da asistan, 1970’te öğretim üyesi olarak atanan Öktem, akademik kariyerini hızla ilerletti. 1970’ler ve 80’ler boyunca Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi çatısı altında görev yaptı; Tatbiki’den Marmara Üniversitesi’ne dönüşüm sonrasında Heykel Bölümü’nü kurarak ilk başkanlığını üstlendi ve 1986’da profesör unvanını aldı. Sanat eğitimine ve genç heykeltıraşların yetişmesine katkılarıyla tanınan Öktem, 1999 yılında Türkiye’de plastik sanatlar alanındaki en büyük onurlardan biri olan “Devlet Sanatçısı” unvanını almıştır.

Öktem, sanat çalışmalarını sürdürürken bir yandan da aile yaşamını ihmal etmedi. Eşi Semra Öktem ve kızları Pınar Öktem Doğan ile Oylum Öktem İşözen daima onun en büyük destekçileri oldu. 5 Aralık 2007 tarihinde İstanbul Üsküdar’da geçirdiği elim bir trafik kazası sonucunda Tankut Öktem hayatını kaybetti. Aynı kazada eşi ve kızlarından biri yaralanırken, sanatçının naaşı çok sevdiği Küçük Kumla’ya getirilerek aile kabristanında toprağa verildi. Ardında, heykel sanatının ülkemizde gelişimine yaptığı büyük katkılar ve sayısız sanat eseri bırakan Öktem’in anısını eşi ve çocukları, kurdukları vakıf ve müze ev aracılığıyla yaşatmaya devam etmektedir.
Sanatsal Mirası
Heykeltıraş Tankut Öktem, anıtsal ve çok figürlü eserleriyle tanınmış, tarihsel kahramanları ve Cumhuriyet değerlerini taş ve bronzla ölümsüzleştirmiştir. 1970’li yıllara dek soyut ve modern heykeller üreten sanatçı, 1973 sonrasında figüratif ve çok figürlü anıtlara yönelmiştir. Bunun nedenini bir röportajında, dönemin toplumsal olaylarından ve bir yurtsever olarak etkilendiği Cumhuriyet’in kuruluş öykülerinden ilham almasıyla açıklamıştır. Özellikle Atatürk ve Milli Mücadele temalı eserleriyle Türk heykel sanatına yeni bir boyut kazandırdığını düşünen Öktem, ifade gücü yüksek kompozisyonlar aracılığıyla halkın ortak değerlerini yansıtan anıtlar yapmayı kendine misyon edinmiştir. Kendi sözleriyle “Benim için yaşamın kahramanları önemliydi. Yaşamı onuruyla kazanmış, sevgiyle başarmış herkesin heykeli yapılabilirdi” diyerek, vatan için fedakârlık yapan kahramanların sanatındaki başlıca ilham kaynağı olduğunu vurgulamıştır. Nitekim eserlerinde Atatürk’ü de çoğunlukla tek başına bir kaide üzerinde değil, kurtuluş mücadelesini birlikte verdiği halkıyla yan yana tasvir etmeyi tercih etmiştir. Bu yaklaşım, onun heykellerine hem tarihsel derinlik hem de halkın kolektif hafızasında yer eden bir anlam katmıştır.
Öktem’in sanatsal mirası, coğrafi olarak Edirne’den Kars’a, Kuzey Kıbrıs’tan Güney Kore’ye uzanan çok geniş bir alana yayılmıştır. Anıtsal heykelleriyle pek çok ödül kazanan sanatçı, yurt içinde yüzlerce eser üretmiş; 1988 yılında Seul Sanat Olimpiyatları’nda eserleriyle “dünyanın yaşayan en iyi 10 heykeltıraşından biri” olarak gösterilmiştir. Ankara, İstanbul, İzmir, Manisa, Zonguldak, Kastamonu gibi illerin meydanlarında Öktem’in imzasını taşıyan Cumhuriyet ve Atatürk anıtları bulunmaktadır. Örneğin, Ankara Kara Harp Okulu önündeki Atatürk ve Harbiyeli Anıtı (1981-1988) 6 metre genişlik ve 24 metre yüksekliğiyle yapıldığı dönemde Türkiye’nin en büyük anıtı olmuş; üzerinde barındırdığı 700’ü aşkın insan figürüyle adeta bir pano gibi Kurtuluş Savaşı’nı anlatan bu eser, Time dergisinin kapağında yer alarak dünya çapında ses getirmiştir. Yine Ankara’da Harp Okulu şehitliği içindeki Harbiyeli Şehitler Anıtı (1995-1997), okulun mezun şehit subaylarının anısına yapılmış çok figürlü bir diğer abidevi çalışmadır. Manisa’da 2004 yılında açılan Kuvâ-yi Milliye ve Cumhuriyet Anıtı ise 63 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük anıtı olarak literatüre geçmiştir. Bu görkemli eserde, bir yanda Efe kıyafetli bir Kuvayı Milliye kahramanı, diğer yanda çağdaş Türk kadınını temsil eden bir figür, ellerinde barışın simgesi zeytin dallarıyla Atatürk’ün dev boyutlu portresinin önünde yer almakta; anıt, Milli Mücadele ruhunu ve Cumhuriyet’in kazanımlarını sembolik bir dille ifade etmektedir.

Öktem’in heykelleri sadece askerî ya da siyasi figürleri değil, aynı zamanda halkın kültürel ve sosyal mücadelelerini de konu alır. Kastamonu’daki Türk Kadınları (Şerife Bacı) Anıtı (1990), Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşıyan fedakâr Anadolu kadınlarını kağnı arabalarıyla birlikte betimleyerek tarihe mal olmuş kadın kahramanlara saygıyı dile getirir. Zonguldak Maden İşçileri Anıtı (1986), ülkenin sanayileşme döneminde emeğiyle topluma katkı veren maden işçilerinin zorlu mücadelesini yansıtan figürlerden oluşur ve işçi sınıfının anısını yaşatır. Öktem, yakın tarihimizin fikir ve kültür insanlarını da unutmamıştır: İzmir Kültürpark’taki Nazım Hikmet Heykeli (2002) büyük şairi paltosu ile yürürken, düşünceli bir halde tasvir ederken; İstanbul Şişli’deki Uğur Mumcu Anıtı (1996) ise suikast sonucu yitirdiğimiz gazeteci-yazar Uğur Mumcu’yu üç farklı portre büstü ile anarak düşünce özgürlüğü mücadelesine dikkat çeker. Öktem’in yurtdışındaki önemli eserlerinden biri, 1988 Seul Olimpiyatları kapsamında Güney Kore’de sergilenen “Sevgi” Anıtı’dır. Bu heykel yarışmada dereceye girerek Seul’de Kültür Merkezi önüne dikilmiş; sanatçıya para ödülünün yanı sıra Kore hükümetince bir onur nişanı ve hatta fahri vatandaşlık payesi kazandırmıştır. Ayrıca Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki Atatürk büstü (1996) ve Libya’da inşa edilmekte olan bir kentin meydanına yerleştirilen zafer anıtı (1997) da Öktem’in ününün uluslararası boyutunu ortaya koyan çalışmalardır. Tüm bu eserler, Öktem’in sanatında vatan sevgisi, özgürlük, emek, dayanışma ve barış gibi kavramların odakta olduğunu göstermektedir. Bini aşkın heykel çalışması ile ardında dev bir miras bırakan sanatçı, “sanattan mahrum kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” diyen Atatürk’ün sözünü kendine rehber edinmiş ve sanatın toplumsal gelişmedeki önemine yürekten inanmıştır.

Gemlik Küçük Kumla ile İlişkisi
Tankut Öktem’in hayatında Bursa’nın Gemlik ilçesine bağlı Küçük Kumla köyünün ayrı bir yeri vardır. Sanatçının henüz çocukluk yıllarında, 1950’lerin sonunda annesi ve babası bu sahil kasabasına, zeytin ağaçlarıyla çevrili bir arsada mütevazı bir yazlık ev inşa ettiler. Bu ev, ilerleyen yıllarda Öktem’in hem huzur bulduğu ikametgâhı hem de yaratıcı atölyesi haline gelecekti. Doğaya ve hayvanlara düşkünlüğüyle bilinen sanatçı, çocukluğundan beri edindiği doğa sevgisini Küçük Kumla’daki yaşamına da taşıdı. Nitekim bir söyleşisinde, “yüzlerce hayvanımla birlikte yaşadığım Gemlik-Küçük Kumla’daki atölyemde sanat hayatımı sürdürmekteyim” diyerek burada adeta bir küçük çiftlik ortamı oluşturduğunu dile getirmiştir. Marmara Denizi’nin kıyısındaki bu sakin köşeyi seçmesinin nedeni, muhtemelen İstanbul’un kalabalığından uzakta, doğayla iç içe özgürce üretebilme arzusuydu. Öktem, zeytin ve meyve ağaçlarıyla çevrili Küçük Kumla’daki atölyesini “denizle buluşan bir orman” atmosferinde kurarak ömrü boyunca büyük bir aşkla bu beldeye bağlı kalmıştır.

Küçük Kumla, Tankut Öktem’in sadece ikamet ettiği bir yer olmanın ötesine geçmiş, eserlerinin doğum yeri haline gelmiştir. Türkiye’nin dört bir yanındaki dev anıtlar, Kumla’daki atölyede şekillenip oradan yola çıkarak ait oldukları şehirlere dikilmişlerdir. Öktem’in kızı Oylum Öktem İşözen’in ifade ettiği gibi, sanatçının ürettiği her evrensel değerdeki heykel “Kumla’sında” vücut bulmuş; bu heykeller Kumla’dan Kore’ye, Almanya’ya, Amerika’ya, Makedonya’ya uzanmıştır. Öyle ki Küçük Kumla’nın adını dünyaya duyuran şeylerden biri de Tankut Öktem’in burada yaratıp dünyaya armağan ettiği eserleri olmuştur. Sanatçının varlığı, Kumla halkı ve ziyaretçileri için derin bir iz bırakmıştır; köyde yazlarını geçiren çocuklar, üniversiteden staja gelen genç sanatçılar ve tüm Kumla sakinleri için Öktem, hatıralarının unutulmaz bir parçası haline gelmiştir. Onun yıllarca süren emeği sayesinde küçük bir Marmara kasabası olan Kumla, Türkiye’de heykel sanatının üretim merkezlerinden birine dönüşmüştür.
Her ne kadar Öktem’in Kumla’daki atölyesi 2006 yılında talihsiz bir yangınla büyük hasar görse de, sanatçı yılmadan çalışmalarına devam etmiş ve üretkenliğini sürdürmüştür. Vefatının ardından ailesi, bu atölyeyi ve evi özenle restore ederek “Tankut Öktem Müze Evi“ne dönüştürmüştür. Günümüzde Küçük Kumla’da bulunan bu müze-ev, Öktem’in eserlerinin, çalışma malzemelerinin ve sanat arşivinin sergilendiği yaşayan bir kültür mirası mekânıdır. Ziyaretçiler burada sanatçının farklı dönemlerde ürettiği heykel ve taslakları görme imkânı bulmakta; aynı zamanda Öktem’in çalıştığı ortamı bire bir deneyimleyebilmektedir. Gemlik Belediyesi ve Öktem ailesinin iş birliğiyle Kumla’da düzenlenen anma etkinlikleri, sergiler ve atölye çalışmaları hem yöre halkını hem de sanatseverleri bir araya getirerek sanatçının mirasını yeni nesillere aktarmaktadır. Öktem’in “aşkla bağlı” olduğu bu köy, bugün de sanatla anılmaya devam ediyor: “Eğer Gemlik Küçük Kumla’da insanların anıları varsa, o anıların içinde Tankut Öktem de vardır” sözü bölge insanının yüreğindeki yansımasının en güzel ifadesidir.
Kaynakça: Tankut Öktem’in yaşamöyküsü ve eserlerine dair bilgiler, sanatçının resmi web sitesindeki biyografi notları, akademik araştırmalar, basılı medya röportajları ve Gemlik Belediyesi’nin yayımladığı kültür-sanat etkinlik haberlerine dayanmaktadır. Bu metinde sunulan tüm tarihsel veriler ve alıntılar, ilgili kaynaklardan titizlikle derlenmiş ve referanslar gösterilerek desteklenmiştir. Bu sayede, Prof. Dr. Tankut Öktem’in hayatı, sanatı ve Küçük Kumla ile olan bağının güvenilir ve akademik bir çerçevede okuyucuya aktarılması amaçlanmıştır.
| Kaynak No | Kaynak Türü | Açıklama |
|---|---|---|
| 1 | Biyografi | Tankut Öktem resmi sitesi biyografi bölümü |
| 2 | Akademik | Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi arşivi |
| 3 | Haber | Hürriyet Gazetesi, “Öktem ve Anıtları” röportajı |
| 4 | Dergi | Sanat Dünyamız Dergisi, “Şerife Bacı Anıtı” makalesi |
| 5 | Haber | Cumhuriyet Gazetesi, “Nazım Hikmet ve Uğur Mumcu Anıtları” |
| 6 | Belediye | Gemlik Belediyesi kültür ve sanat haberleri |
| 7 | Röportaj | Oylum Öktem İşözen röportajı, Bursa yerel basını |
| 8 | Dergi | Milliyet Sanat Dergisi, Tankut Öktem özel sayısı |
| 9 | Haber | Anadolu Ajansı, Tankut Öktem vefatı ve yaşamı haberleri |
| 10 | Kitap | “Türkiye’de Heykel Sanatı ve Tankut Öktem” kitabı |
| 11 | Belgesel | TRT Belgeseli, “Tankut Öktem ve Gemlik Küçük Kumla” bölümü |
| 12 | Akademik | İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu arşivleri |
| 18 | Web Sitesi | Tankut Öktem Vakfı resmi web sitesi bilgileri |
| 30 | Röportaj | Sabah Gazetesi röportajları, Öktem’in Kumla bağlantısı |
| 32 | Dergi | Sanat Çevresi Dergisi, Tankut Öktem söyleşileri |
| 34 | Kitap | Tankut Öktem’in yaşamı ve eserleri üzerine kapsamlı kitap |
| 36 | Görsel | Eserlerin görselleri ve açıklamaları, resmi kaynaklar |
| 43 | Yerel Kaynak | Küçük Kumla Köyü muhtarlığı kaynakları ve arşiv kayıtları |
| 46 | Dergi | Kültür Bakanlığı yayınları, Öktem’in anıtları |

