Hıdırellez, Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu ve Balkanlar’da yüzyıllardır kutlanan mevsimlik bir bahar bayramıdır. Bu bayram, halk takviminde Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan 6 Mayıs gününe denk gelir ve zor durumda kalanların yardımcısı olduğuna inanılan Hızır ile denizlerin hakimi sayılan İlyas peygamberin yeryüzünde buluştuğu gün olarak kabul edilir. Doğanın canlanışını, bolluk ve bereketin gelişini simgeleyen Hıdırellez, baharın müjdecisi olması nedeniyle farklı kültür ve inanç öğelerinin harmanlandığı zengin bir gelenekler bütünü haline gelmiştir.
1. Hıdırellez’in Kökenleri
Hıdırellez’in kökenine dair çeşitli görüşler bulunmaktadır. Kimi araştırmacılar bayramın Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu öncesi kültürlere dayandığını, kimileri ise İslamiyet öncesi eski Türk (Şamanist) inançlarından kaynaklandığını öne sürer. Nitekim eski Türk topluluklarının baharın gelişini yaz gündönümünde (21 Haziran) kutladığı, o dönemden miras kalan dilek kâğıdını ağaca asma ve ateşten atlama gibi ritüellerin günümüzde Anadolu’da Hıdırellez’de hala yaşatıldığı belirtilmektedir. Bununla birlikte Hıdırellez’i tek bir kültüre mal etmek mümkün değildir; İlkçağlardan beri Mezopotamya, Anadolu, İran, Doğu Akdeniz ve Balkan coğrafyalarında bahar ya da yaz başlangıcı, doğanın döngüsel değişimiyle bağlantılı sevinç şölenleri şeklinde kutlana gelmiştir. Yazılı kaynaklar, bu tip bahar ritüellerinin en eskilerinden bazılarının M.Ö. üçüncü binyılda Mezopotamya’da Ur şehrinde “Tammuz” adı altında düzenlendiğini gösterir. Kışın bitişini kutlayan bu törenler, Mezopotamya’yı besleyen Fırat ve Dicle nehirlerinin hayat verici gücünü sembolize etmekteydi.

Anadolu’da farklı inanç ve kültürler Hıdırellez geleneğine kendi motiflerini katmıştır. Özellikle Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra, bahar bayramı geleneği Hızır efsanesiyle kaynaşarak devam etmiştir. Bu nedenle Hıdırellez; Orta Asya Türk Şamanizmi (doğa ve atalar kültü), eski Anadolu pagan inançları (bereket ritüelleri, ölümsüzlük arayışı) ve İslami halk inançlarının (Hızır-İlyas motifi) birleştiği, çok katmanlı bir kültürel mirastır. Günümüzde Türkiye ve Makedonya başta olmak üzere pek çok ülkede ortak değer olarak görülmesi de Hıdırellez’in bölgesel kültürlerin kesişim noktasında oluşan bir gelenek olduğunu göstermektedir.
2. Hıdırellez’in Kutlama Tarihi ve Halk Takvimindeki Yeri
Hıdırellez, Miladi takvime göre her yıl 6 Mayıs günü kutlanır. Türkiye’de esas kutlama, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece gerçekleşir. Bu tarih eski Rumi (Jülyen) takvimine göre 23 Nisan’a denk gelir. Geleneksel halk takviminde yıl iki ana döneme ayrılır: 6 Mayıs’tan 7 Kasım’a kadar süren Hızır Günleri yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar devam eden Kasım Günleri ise kış mevsimini ifade eder. Dolayısıyla 5 Mayıs gecesi, kışın sona erip sıcak yaz günlerinin başladığı yılbaşı kabul edilirdi.
Bu takvim anlayışında Hıdırellez, baharın gelişinin kesin habercisidir. Doğanın uyanışı ile toprağın bereket kazandığına inanılan bu dönem, sadece Türk kültüründe değil bölgedeki diğer kültürlerde de önem taşır. Nitekim 6 Mayıs günü, Anadolu’daki Hıdırellez geleneğinin yanı sıra bazı Hristiyan topluluklarda Aziz George (Aya Yorgi) Günü olarak baharın ilk günü kutlanmakta; böylece farklı inançlar bu tarihte benzer bahar bayramlarını yaşatmaktadır.
3. Türkiye’de Hıdırellez ile İlgili Folklorik Ritüeller
Hıdırellez gecesi ve ertesi gün Türkiye’nin dört bir yanında çeşitli folklorik ritüeller uygulanır. Amaç, tabiatın canlandığı bu zamanda dileklerde bulunmak, kötü talihi uzaklaştırmak ve bolluk bereket elde etmektir. Başlıca Hıdırellez geleneklerini şöyle özetleyebiliriz:

- Dilek dileme ve gül ağacı ritüelleri: İnsanlar Hıdırellez akşamı dileklerini küçük kağıtlara yazarak veya istedikleri şeyin küçük bir modelini yaparak gül ağacının dibine gömer ya da dallarına kırmızı kurdeleyle asarlar. İnanca göre, sabaha karşı gün doğmadan bu dilekler kabul olur. Kimi yörelerde dilek kağıtları ertesi sabah akarsuya bırakılır; böylece dileğin Hızır’a ulaşacağı umulur. Ev, araba gibi mülk istekleri kağıda çizilerek sembolik olarak anlatılır.
- Ateş yakma ve üzerinden atlama: Hıdırellez gecesi açık alanlarda Hıdırellez ateşleri yakılır. Genç-ihtiyar birçok kişi, sağlık ve arınma niyetiyle bu ateşlerin üzerinden 3 veya 7 defa atlar. Ateşten atlamanın, kişinin kötü enerjilerden ve hastalıklardan arınmasını sağladığına inanılır. Bu eski ritüel, baharın arındırıcı gücünü simgeler ve Türk topluluklarında çok eskiden beri uygulanır.
- Su ve doğa ile ilgili uygulamalar: Hıdırellez kutlamaları genellikle yeşillik, ağaçlık kırlık alanlarda veya su kenarlarında yapılır. Halk, gün doğumundan önce tercihen beyaz giysilerle çayırlara, kır gezmelerine gider; yeşil alanların Hızır’ın dolaştığı bereketli yerler olduğuna inanılır. Buralarda çiçekler toplanır, oyunlar oynanır, şarkılar türkülerle eğlenilir. Toplanan kır çiçeklerinin kaynatılıp içilmesinin hastalıklara şifa vereceği, sabah erken saatte bitkilerin üzerindeki çiğ tanelerinin yüze sürülmesinin güzellik ve gençlik getireceği inancı yaygındır. Bazı yerlerde güneş doğmadan dut ağacına kurulan salıncakta sallanıp dertlerin savrulacağı adetleri de vardır.
- Baht açma (mantıfar) töreni: Evlenme çağındaki genç kızlar arasında yaygın olan bir fal ritüeli de baht açma geleneğidir. Yüzük, küpe, boncuk gibi eşyalar su dolu kapalı bir çömleğin içine atılır ve çömlek Hıdırellez gecesi bir gül ağacı dibinde sabaha kadar bekletilir. Ertesi gün kızlar maniler söyleyerek çömlekten eşyaları teker teker çekerler. Kimin eşyası hangi maniyle çıkarsa o mani o kızın talihini yorumlar. Bu gelenek Türkiye’nin pek çok yerinde görülür; İstanbul’da baht açma, Denizli’de bahtiyar, Yörük ve Türkmenlerde mantıfar, Balıkesir’de dağara yüzük atma, Edirne’de niyet çıkarma, Erzurum’da mani çekme adıyla bilinir.
- Hızır bereketi ve diğer inanışlar: Halk arasındaki inanışa göre Hızır, uğradığı yere bolluk bereket bırakır. Bu nedenle Hıdrellez arifesinde evlerde bereketi artırma amaçlı hazırlıklar yapılır. Yiyecek ambarlarının, un çuvallarının, para keselerinin ağızları açık bırakılır ki Hızır elini değdirip onları bereketlendirsin. Evin avlu ve bahçesine, tarlaya Hızır uğrasın diye niyet edilir. Birçok yörede Hıdrellez için önceden evler tepeden tırnağa temizlenir, eşya ve mutfak gereçleri yıkanıp arındırılır; böylece Hızır’ın “uğrayacağı” temiz bir ortam hazırlanır. Hıdrellez günü sabah ezanıyla birlikte kurban niyetine kuzular veya oğlaklar kesilmesi, etrafla paylaşılması da eski bir adettir. Özellikle baharın ilk kuzusunu kurban etmenin, o yıl herkese sağlık ve canlılık vereceği düşünülür. Nitekim Diyarbakır yöresinde Hıdırellez’de bahar kuzusunun kurban edilip pişirildiği özel bir Ciğaret töreni yapılır; bu törenin, eti yiyenlere şifa ve kuvvet getireceğine inanılır.

Bu ritüellerin tümü, Hıdırellez gecesini bir yenilenme, arınma ve dilek zamanı olarak değerlendirmeye yöneliktir. İnsanlar bolluk, sağlık, şans ve mutluluk dilekleriyle gerek evlerinde gerekse ortak alanlarda bu gelenekleri uygulayarak bir sonraki Hıdırellez’e kadar talihlerinin açık olmasını umut ederler.
4. Dinsel ve Mitolojik Yönler: Hızır ve İlyas İnancı
Hıdırellez geleneğinin en önemli öğesi, İslam kültüründe yarı efsanevi figürler olan Hızır ve İlyas’tır. “Hıdırellez” adı da zaten Hızır (Hıdır) ile İlyas isimlerinin halk dilinde birleşmesinden oluşmuştur. Efsaneye göre Hızır ile İlyas, her yıl baharın gelişinde (Hıdırellez günü) bir araya gelir ve buluştukları yere bereket, bolluk, sağlık getirirler. Bu buluşma anı, yaşamın yenilenmesine vesile olduğundan Hıdırellez, halk nazarında hem maddi hem manevi anlamda yenilenme ve umut sembolüdür.
Hızır, İslam inancında kimliği tam belirli olmayan, ancak halk arasında veli (ermiş) veya peygamber olduğuna inanılan ölümsüz bir zattır. Rivayete göre Hızır, ab-ı hayat denilen yaşam suyunu içerek ölümsüzlüğe ulaşmıştır. Özellikle bahar zamanında yeryüzünde dolaşarak bitkilere can verdiği, tabiatın uyanmasını sağladığı, ihtiyaç sahiplerine yardım ettiği düşünülür. Halk inanışında Hızır’ın kalbi temiz, inançlı insanlara görünüp onlara destek olduğu söylenir; uğradığı yere bolluk, bereket, zenginlik bahşeder, dertlilere derman olur, hastalara şifa verir. Bitkilerin yeşermesi, hayvanların üremesi, insanların güçlenmesi gibi doğadaki canlanmanın da Hızır’ın bereketiyle gerçekleştiğine inanılır. Kısacası Hızır, baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini simgeleyen sembolik bir figürdür.
İlyas ise İslam’da adı Kur’an’da da geçen (Hz. Elyesa ile özdeşleştirilir) bir peygamberdir. İlyas’ın denizlerin ve suların koruyucusu olduğuna, yağmuru bereketi getirdiğine inanılır. Halk hikâyelerinde Hızır ile İlyas kardeş veya arkadaş kabul edilir; biri karaları, diğeri suları temsil eden iki manevi güç olarak tasavvur edilirler. Resmi dini kaynaklarda Hızır ve İlyas’ın buluştuğuna dair açık bir bilgi olmamasına karşın, Anadolu’daki halk inançlarında ve bazı tasavvufi kaynaklarda bu iki isim adeta iç içe geçmiştir. Öyle ki bazı rivayetlerde Hızır ile İlyas’ın aynı kişi olduğu bile öne sürülmüştür. Genel kabul gören anlatı ise her yıl Hıdırellez vakti karada ve denizde insanlara yardım etmekle görevli bu iki velinin buluşup Allah’ın izniyle yeni bahar için takdir edilen rızkı, bereketi dağıttıkları yönündedir.
Hızır inancının Anadolu ve çevresinde güçlü bir yeri vardır. Türkiye’nin pek çok yerinde Hızır’a adanmış makamlar, türbeler bulunur; Trakya’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada Hızır kültü yaşar. Halk arasında “Hızır gibi yetişmek” deyimi, en umulmadık anda gelen yardım anlamında yaygındır ve Hızır’ın insanların zor günlerinde yanlarında olduğuna dair inancı yansıtır. Hıdırellez gecesi yapılan tüm ritüellerde de Hızır’ın uğur ve kısmet getiren eliyle insanlara dokunacağı ümidi vardır. Bu bakımdan Hıdırellez, Türk ve İslam halk inancında Hızır ve İlyas ekseninde şekillenmiş dinî-mitolojik bir bayram niteliğindedir.
5. Bölgelere Göre Farklılıklar
Hıdırellez, Türkiye genelinde benzer temel temalara sahip olmakla birlikte, bölgelere göre bazı farklı kutlama biçimleri ve özel adlarla anılabilir. Trakya’dan Ege’ye, İç Anadolu’dan Güneydoğu’ya uzanan coğrafyada yerel kültürler Hıdırellez’e kendi renklerini katmıştır. Özellikle Trakya, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Hıdırellez kutlamaları halk oyunları, müzikler, yöresel yemekler ve toplu eğlenceler eşliğinde adeta bir şenlik havasında geçer. Aşağıda bazı bölgesel özellikler örneklenmiştir:
Trakya’da Hıdırellez (Kakava Şenlikleri)
Trakya bölgesinde, bilhassa Edirne ve çevresinde Hıdırellez, Roman (Çingene) toplumunun Kakava şenlikleri ile özdeşleşmiştir. Her yıl Mayıs ayının ilk haftasında Edirne’de düzenlenen Kakava, büyük bir ateş yakılmasıyla başlar ve ertesi gün akşama kadar süren coşkulu etkinliklerle kutlanır. Edirne’deki Roman ileri geleni (çeribaşı) tarafından ateşin tutuşturulmasıyla başlayan törende davul-zurna eşliğinde danslar edilir, Roman kültürüne özgü gösteriler sergilenir. 5 Mayıs akşamı Sarayiçi alanında yakılan Kakava ateşinin üzerinden gençler atlar, kutlamalar sabaha dek sürer. 6 Mayıs sabahı Tunca Nehri kıyısında toplanan halk, suya girerek veya su serperek baharın gelişini selamlar. Kakava şenlikleri, köken olarak Mısır ve Ön Asya menşeli bir efsaneye dayandırılsa da icra edilen ritüeller bakımından klasik Hıdırellez geleneklerini andırır. Trakya Romanlarının kendi inanışlarıyla yöreye has pratikleri kaynaştırması sonucu ortaya çıkan Kakava, günümüzde Edirne’nin simge festivallerinden biri haline gelmiş durumdadır. Türkiye’nin farklı bölgelerinden de birçok ziyaretçi her yıl Edirne’deki bu Hıdırellez şenliğine katılmaktadır.

Ege Bölgesi’nde Hıdırellez
Ege bölgesinde Hıdırellez, genellikle kır şenlikleri ve mahalle panayırları şeklinde kutlanır. Ege’nin verimli ovalarında ve sahil kasabalarında halk, Hıdırellez günü piknikler düzenleyip yöresel oyun havaları eşliğinde eğlenir. Özellikle Ege türkülerinin ve zeybek danslarının oynandığı bu kutlamalar bölgeye özgü bir renk taşır. Ege yöresinde de dilek tutma ve ateş yakma adetleri aynen görülür. Örneğin İzmir çevresinde insanlar incir, zeytin gibi ağaçların dibine dilek taşları gömer veya deniz kenarında gün doğumunu karşılarlar. Denizli ve civarında Hıdırellez’in bir diğer adı Bahtiyar olarak bilinir; burada genç kızların baht açma törenine benzer şekilde “bahtiyar kutusu” hazırlama geleneği vardır. Yine Ege’nin Yörük-Türkmen toplulukları arasında Hıdırellez, yaylaya göç zamanı ile ilişkilidir. Hıdırellez’le birlikte Yörükler yazlaklarına (yaylalara) hareket eder, bu göçün bereketli olması için kurbanlar kesilir, Hızır’a niyazlarda bulunulur. Bazı Ege illerinde ayrıca Hıdırellez sofraları kurup komşular arası yemek paylaşma, dalından taze koparılan bahar meyvelerini tatma gibi hoş adetler de kaydedilmiştir. Genel olarak Ege bölgesi, Hıdırellez’i neşe ve eğlence yönüyle öne çıkaran; müzik, dans ve ortak sofralarla zenginleştiren bir kutlama üslubuna sahiptir.
İç Anadolu’da Hıdırellez
İç Anadolu Bölgesi’nde Hıdırellez kutlamaları daha ziyade mahalli toplantılar ve türbe ziyaretleri şeklinde görülür. Bozkır kültürünün hakim olduğu bu bölgede, halk genellikle kasaba ve köy meydanlarındaki Hıdırlık adı verilen yeşil alanlarda toplanır. Hıdırlık, adını Hızır’dan alan ve genellikle ulu ağaçların, yatırların bulunduğu tepelik alanlara verilen addır. Buralarda Hıdırellez günü köyün ileri gelenleri dualar okur, kurbanlar kesilir ve toplu yemekler yenir. Örneğin Konya ve çevresinde geçmişte Hıdrellez’de yağmur dualarına çıkıldığı, Hızır’a atfen fakirlere sadaka dağıtıldığı rivayet edilir. Yine Konya civarında “Mayıs yedisi” tabir edilen 6 Mayıs haftasında evlenme, nişan gibi işlere girişilmemesi gerektiği gibi inançlar da vardır; zira halk takvimine göre Hıdrellez’den önceki günler uğursuz sayılabilir. İç Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdırellez, adeta küçük bir köy bayramı havasında geçer: gençler at yarışları, cirit oyunları tertip eder; halaylar çekilip türküler söylenir. Ankara, Kırşehir, Yozgat gibi illerde eskiden Hıdrellez günü hükümet konaklarının ve resmi dairelerin tatil edildiği, memurların mesire yerlerinde piknik yaparak baharı kutladığı da tarih kayıtlarında mevcuttur. Dolayısıyla İç Anadolu’da Hıdırellez, hem dini hem sosyal boyutu olan sakin fakat anlam yüklü bir gün olarak yaşanır.
Güneydoğu Anadolu’da Hıdırellez
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Hıdırellez, yöresel kültürün zenginliğiyle harmanlanmış bir şekilde kutlanır. Diyarbakır, Mardin, Urfa gibi illerde baharın gelişi, hem mevsimlik bayram hem de kutsal bir gün olarak kabul görür. Bölgede Hıdırellez’e “Hızır günü” diyenler de bulunur ve genellikle dini içerikli pratikler ağırlıktadır. Örneğin birçok aile, Hıdırellez günü dileklerinin kabulü niyetiyle oruç tutar veya adak adar; fakirlere sadakalar dağıtır. Diyarbakır yöresinde yapılan Ciğaret töreni bunun özel bir örneğidir: Hıdırellez sabahı erkenden kalkılıp kurban niyetine bir kuzunun ciğeri (ciğer kebabı) hazırlanır ve komşularla paylaşılır, ardından hep birlikte dualar edilip günün devamında şenlik yapılır. Güneydoğu’da Hıdırellez akşamı, yaygın olarak büyük ateşler yakılıp çevresinde halay çekilerek kutlanır; bu sırada çalınan davul ve zurnalar gece boyunca susmaz. Yöresel yemekler hazırlanması da Güneydoğu’daki kutlamaların vazgeçilmezidir: kazanlarda keşkek, kavurma pişirilir; tandırlarda özel Hıdrellez çörekleri yapılır ve konu komşuya dağıtılır. Bazı köylerde genç kızlar kilimlerin üzerine çıkarılıp havaya sallanır (kısmetinin açılması için), çocuklar ise yeni elbiseleriyle büyüklerin elini öper, harçlık toplar. Genel itibariyle Güneydoğu Anadolu’da Hıdrellez, geleneksel yardımlaşma ve paylaşma değerleriyle süslü, oldukça canlı ve toplumsal bir kutlama olarak yaşatılmaktadır.
6. Günümüzde Hıdırellez: Modern Şehirlerde ve Kırsalda
Günümüz Türkiye’sinde Hıdırellez, hem şehirde hem kırsalda yaşatılan bir kültürel mirastır. Kırsal alanlarda eski ritüeller büyük ölçüde korunurken, şehirlerde kutlamalar biraz şekil değiştirerek devam etmektedir. Köy ve kasabalarda halen Hıdırellez arifesinde ev temizleme, gül ağacına dilek bağlama, ateş yakma gibi adetler sürdürülürken; büyükşehirlerde insanlar apartman balkonlarındaki saksılara dileklerini bırakmak, park alanlarında toplanıp ateş üzerinden atlamak gibi yöntemlerle geleneği yeni koşullara uyarlamıştır. Birçok aile, Hıdırellez gecesi evinde yöresel yiyecekler hazırlayıp birlikte yiyerek bereket temennisinde bulunur, sabahına da erkenden kalkıp kırlara gitmeye çalışır.
Öte yandan, modern şehirlerde festivale dönüşen Hıdırellez şenlikleri dikkat çekmektedir. Özellikle İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerde son yıllarda belediyeler ve sivil toplum kuruluşları Hıdırellez etkinlikleri düzenlemektedir. İstanbul’da uzun yıllar boyunca Sultanahmet Ahırkapı semtinde gerçekleştirilen Ahırkapı Hıdırellez Şenlikleri, kentin en renkli bahar karnavallarından biri haline gelmiştir. Yaklaşık 15 yıl boyunca her 5 Mayıs akşamı düzenlenen bu açık hava şenliğinde on binlerce İstanbullu sokakları doldurarak müzik ve dans eşliğinde Hıdırellez’i kutlamıştır. Ahırkapı’nın dar sokakları o gece ışıklarla, kırmızı beyaz süslerle donatılmış; Roman orkestrasının coşkulu ezgileriyle insanlar sabaha dek eğlenmiştir. Yine bu etkinliklerde Balkanların ünlü Hıdırellez şarkısı “Ederlezi” farklı dillerde söylenerek kültürlerin kaynaşmasına vurgu yapılmıştır. Pandemi gibi aralar olsa da, Ahırkapı geleneği günümüzde “Hıdırellez İstanbul” adı altında farklı mekanlarda yaşatılmaya devam etmektedir. Bunun yanı sıra Ankara, Antalya, Adana gibi şehirlerde de bahar aylarında Hıdrellez temalı konserler, halk oyunları gösterileri ve şenlik programları görmek mümkündür.
Hıdırellez’in ulusal ve uluslararası alanda tanınması da modern dönemde hız kazanmıştır. Türkiye ve Makedonya’nın ortak girişimiyle hazırlanan “Bahar Bayramı: Hıdrellez” dosyası, 2017 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil edilmiştir. UNESCO tarafından kültürel miras olarak tescillenen Hıdırellez, böylece dünya çapında koruma altına alınmış ve gelecek nesillere aktarılması için önemli bir adım atılmıştır. Bu gelişme, Hıdırellez’in modern toplumdaki değerini pekiştirmiş ve genç kuşaklarda da bir farkındalık yaratmıştır.
Sonuç olarak, Hıdırellez Bayramı Türkiye’de geçmişten günümüze canlılığını koruyan ender geleneklerden biridir. Hem kırsal kesimdeki kuşaktan kuşağa aktarılan inanış ve ritüellerle, hem de şehirlerdeki festivaller ve resmî girişimlerle yaşatılmaya devam etmektedir. Baharın uyanışını kutlayan, dilekler ve dualarla geleceğe umut bağlayan bu bayram, kültürel devamlılığını modern dünyada da sürdürmektedir. Hıdırellez gününde yakılan her ateş, tutulan her dilek ve paylaşılan her lokma, Türkiye’nin zengin kültürel mozaiğinde ortak bir bahar neşesini temsil etmeye devam ediyor.
Kaynakça: Bu makalede yer alan bilgiler akademik araştırmalar, kültür envanteri çalışmaları ve güvenilir yayınlardan derlenmiştir. Özellikle UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtları, folklor araştırmacılarının makaleleri ve derlemelerinden yararlanılmıştır. Belirli alıntılar ve veriler için referanslar metin içinde belirtilmiştir. Hıdırellez hakkında daha derinlemesine bilgi edinmek isteyenler belirtilen kaynaklara başvurabilirler.
| No | Yazar / Kurum | Kaynak / Başlık | Yıl | Açıklama |
|---|---|---|---|---|
| 1 | UNESCO Türkiye Milli Komisyonu | Hıdırellez – İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası | 2017 | Türkiye ve Makedonya ortak dosyası; UNESCO listesine giriş belgesi |
| 2 | Mehmet Haluk Dursun | Halk Kültüründe Hıdırellez | 2004 | Hıdırellez’in halk inançlarındaki yeri üzerine detaylı akademik inceleme |
| 3 | İlhan Başgöz | Türk Halk Bilimi | 1998 | Ateşten atlama, dilek ritüelleri gibi geleneklerin tarihsel izleri |
| 4 | Prof. Dr. Pertev Naili Boratav | 100 Soruda Türk Folkloru | 1973 | Türkiye’deki bahar kutlamalarının mitolojik ve etnografik kökenleri |
| 5 | N. Gönül Cantekin | Anadolu’da Hıdrellez Geleneği ve Baht Açma Törenleri | 2012 | Yüksek lisans tezi; bölgesel farklılıklara ve kadın ritüellerine odaklı |
| 6 | T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı | Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanteri | 2020 | Hıdırellez’in Türkiye genelindeki uygulamalarının resmî kültür kaydı |
| 7 | Prof. Dr. Öcal Oğuz | Kültür, Kimlik ve Somut Olmayan Miras | 2015 | UNESCO süreci ve kültürel miras bağlamında Hıdırellez’in anlamı |
| 8 | MEB Yayınları | İslamiyet ve Türk Kültüründe Hızır İnancı | 2007 | Hızır ve İlyas figürlerinin dinî halk inanışlarındaki yeri |
| 9 | Prof. Dr. Tahir Tanrıöver | Anadolu’da Bahar ve Mevsimlik Bayramlar | 2011 | Anadolu halk takviminde Hıdırellez’in karşılığı ve eski ritüeller |
| 10 | Edirne Valiliği – İl Kültür Md. | Kakava Şenlikleri Raporu | 2018 | Roman kültüründe Hıdırellez’in Edirne’deki yeri |

