Antik çağlardan günümüze uzanan bir sahil kentidir Gemlik. Hellenler’in Cius ismiyle anıp kurduğu bu şehir, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen zeytiniyle bugün dünya çapında biliniyor. Herodot’un yazdığına göre tarihi M.Ö. 12. yüzyıla dayanır. “Gemilik” sözcüğünden türeyen adı da, bir liman kenti oluşundan mirastır. Bursa’ya sadece 30 kilometre uzaklıkta olsa da biz Gemlikliler hâlâ “Bursa’ya gidiyorum” ya da “Bursa’dan dönüyorum” deriz; çünkü Gemlik, Gemlik’tir.
Bu kadim kentin sadece denizi değil, dereleri de hayat verir şehre. Ancak onlardan biri var ki, son yıllarda sadece üzüntüyle anılıyor: Karsak Deresi.
Geçtiğimiz hafta 22 Mart Dünya Su Günü’ydü. Suyun kıymeti her geçen gün artarken, Karsak Deresi her geçen gün daha da kirleniyor. Yıllardır süregelen çevresel sorunlar, artık doğrudan yaşamı tehdit eder boyutta. Denize dökülen bu dere, kirliliği de beraberinde götürüyor; deniz yaşamını alt üst ediyor, müsilajı tetikliyor. Yapılan son ölçümlerde suyun oksijen seviyesi 0,50 mg’ın altına düşmüş durumda. Bu da, canlı yaşamı için ölüm sınırı demek.
Oysa bundan sadece 20–25 yıl önce, gençlerin serinlemek için içine girdiği, balıkların yüzdüğü bir deremiz vardı. Ne oldu da bu hale geldik? Cevabı çok açık: Orhangazi’den başlayarak dereye ulaşan sanayi atıkları, tarım ilaçları, evsel sular… Tüm bu yük, Karsak’ın temiz akmasına engel oldu. Doğa sustu, canlılar çekildi.
Küçüklüğümde izlediğim “Su Dünyası” filmi geliyor hep aklıma. Kevin Costner’ın oynadığı bu filmde dünya sular altında kalmıştır ama içilebilir temiz su neredeyse yoktur. İnsanlar bunun için savaşır. O zamanlar kurgu gibi gelirdi; şimdi düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Belki de gelecekte su için gerçekten savaşacağız.

Peki biz ne yapıyoruz? Bu güzel ülkenin, bu verimli coğrafyanın kıymetini biliyor muyuz? Temiz su kaynaklarımızı koruyabiliyor muyuz? Cevap ne yazık ki hayır. Artık sadece suyu tasarruflu kullanmak yetmez; kaynaklarımızı temiz tutmak zorundayız. Kirletenlere en ağır cezalar verilmeli. Çünkü bu, hepimizin ortak geleceğiyle ilgili.
Karsak Deresi’nin yeniden hayat bulması mümkün mü? Elbette mümkün. Çevre Bakanlığı, yerel yönetimler, kent konseyleri ve halk el ele verirse, bu sorunun üstesinden gelinebilir. Bireysel farkındalık ve sürekli denetimle, bu hikâyeyi tersine çevirebiliriz.
Umarım geçtiğimiz günlerde sergilenen birliktelik kalıcı olur. Umuyorum ki Karsak Deresi tekrar tertemiz akar ve çocuklar bir gün orada yine balık tutar.
Çünkü su hayat demektir. Ve hayat, onu korumayı bilenlerin elinde şekillenir.

