Op. Dr. Ümit Yılık’tan
Son haftalarda polikliniğe giren hemen her hastada aynı cümleyi duyuyorum:
“Hocam bu grip başka bir şey… geçmiyor.”
Haklılar.
Bu sıralar dolaşan influenza virüsü, bildiğimiz hafif griple pek akraba sayılmaz. Daha sert, daha inatçı ve insanı gerçekten yatağa bağlayan bir tabloyla geliyor. Üstelik yakalananların büyük bir kısmı, bu hastalığı en az 10–14 gün boyunca, çoğu zaman da şiddetli şekilde yaşıyor.
İnfluenza genelde bir anda başlıyor. Sabah “biraz halsizim” diyorsunuz, akşama ateş, baş ağrısı, kas sızısı, boğaz yanması, kuru bir öksürük…
Ama en zorlayanı şu:
Geçmemesi.
Ateş düşüyor, tekrar çıkıyor. Halsizlik günlerce sürüyor. İnsan iyileşiyor gibi hissediyor ama tam toparlanamadan yeniden çöküyor.
Bu virüs yakın temasla, aynı ortamı paylaşarak çok kolay bulaşıyor. Kalabalık, kapalı alanlar şu ara tam anlamıyla virüs için davetiye. O yüzden “bir şeyim yok” diye işe, okula gidip hem kendimizi hem başkalarını zorlamamak gerekiyor.
Tedavide mucize yok.
Bol istirahat, bol sıvı, ateş ve ağrı kontrolü temel. Gerekli durumlarda antiviral ilaçlardan faydalanıyoruz ama asıl mesele vücuda zaman tanımak.
Yanına da bağışıklığı destekleyen C vitamini, D vitamini, çinko gibi takviyeler; ıhlamur, zencefil, bal gibi klasik ama etkili destekler eklenebilir.
Şunu özellikle söylemek isterim:
Bu hastalık “iki günde ayaktayım” hastalığı değil. Kendinize kızmayın, “niye geçmiyor” diye panik yapmayın. Vücut bu virüsle gerçekten mücadele ediyor.
Biraz yavaşlamak, biraz dinlenmek, biraz da sabırlı olmak gerekiyor.
Bu dönem geçecek… ama siz kendinizi yıpratmadan geçsin.
Sağlıklı günler dileğiyle.
Op. Dr. Ümit Yılık

